Şubat 2007  

Arf Proje Üretim ve Yönetim Merkezi Aylık Yayınıdır

  Bu ayki sayıda:

Röportaj: Dr. Bahadır Kaleağası 

Araştırma: AB 2007-2013 Mali Perspektifi

Sıkça Sorulan Sorular: Kırsal Kalkınma Yatırımları (KKYDP)

Güncel Haber: Fon Kaynakları

Duyurular

İnsan Kaynakları

Analiz: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı - Ekonomik Yatırımlar II. Etap Başvuruları Analizi

Röportaj: Dr. Bahadır Kaleağası  

Araştırma: AB 2007-2013 Dönemi Mali Perspektifi

ArfBülten’in Şubat sayısının konuğu AB ve UNICE Nezdinde TÜSİAD Daimi Brüksel temsilcisi Sayın Bahadır Kaleağası. Dr. Kaleağası ile 2006 sonbaharında çıkan ve yayınlandığı günden itibaren Avrupa Birliği ile ilgili çalışma yapmakta olan herkesin kaynak kitaplarından biri haline gelen son kitabı “Avrupa Galaksisinde Türkiye Yıldızı” içinde önemli bir yere sahip olan Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerindeki iletişim sorunları ekseninde görüştük. Kendisine zaman ayırıp sorularımızı yanıtlama inceliğini gösterdiği için çok teşekkür ediyoruz.

Ebru Anse: Türkiye ile Avrupa Birliği arasında başta karşılıklı bilgi akışındaki sorunlar olmak üzere ciddi bir iletişim sıkıntısı yaşandığı konu ile ilgili uzmanlar ve basın tarafından sıkça dile getiriliyor. Sizce Türkiye’de insanlar Avrupa Birliği’ni ne kadar tanıyor? Bunu toplumun farklı kesimlerine göre ele alırsak halkın bilgi düzeyi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bahadır Kaleağası: Insanlar çok genel olarak Avrupa Birliği’nin neye yaradığını biliyorlar. Buradaki sorun Avrupa Birliği ile ilgili bilgi düzeyine gelmeden önce insanların siyasal konuları, dünyadaki gelişmeleri, eğitim sisteminin insanları öğrenmeye, bilginin kaynağını kontrol etmeye ve sorgulayıcı olmaya ne kadar yönlendirdiği ile ilgili bir zayıflık aslında. Bu açıdan baktığımızda çok derin bir uçurum var. Son yazdığım kitabın da konusu bu zaten. Avrupa Birliği şöyle dedi diyerek yanlış bir bilgi e-mail yoluyla internette dolaştığı zaman Türkiye’de herkes buna hemen inanabiliyor. Bu bilgi nedir, ne zaman gelmiştir, nerden  çıktı, niye kimse farkına varmadı gibi bir sorgulama yapılmıyor.

Görüldüğü kadarıyla en eğitimli kesim bile bariz bir konuda son derece derin bir hamaset girdabına bulaşabiliyor. Genelde ya yaşasın AB ya da kahrolsun AB arasında giden hissi, akılcılıktan uzak yaklaşımlar baskın çıkabiliyor. Bu yalnızca AB değil birçok konuda böyle olabilmekte. Biraz konformism olduğunu da gözardı etmemek gerek tabi. Herşeyi belli kalıplara koymak ve siyah beyaz diye nitelendirmek gri tonlara göre insanlara daha kolay geliyor. Bu genel yaklaşım AB konusunda da var ki bu çok zararlı. Bugün seçmenler AB konularını doğru algılayamazlarsa seçilmişleri doğru yönlendiremezler, siyasetçinin başarısını da doğru ölçemezler.

Avrupa Birliği’nden mucizeler bekleyenler var. Bir bakıyorsunuz bu ülkenin iç politikası konusunda 20-30 yıldır ne kadar kötü yönetildiğini, ne kadar büyük sorunları olduğunu anlatan bir insan Avrupa Birliği’ne karşı . Avrupa Birliği’nin eleştirileri o insanın biraz önce ülkesi hakkında söylediklerinden çok daha hafif kalabiliyor. Avrupa Birliği içinden çok marjinal bir siyasetçi çıkıp da birşey söylediği zaman işte Avrupa Birliği’nin Türkiye politikası bu diye genellemeler yapılabiliyor. Avrupa Birliği’nin kendi sorunları ve iç dinamikleri iyi takip edilmediği için Avrupa Birliği ya olduğundan çok daha güçlü görülmesi ya da olduğundan çok daha farklı görülmesi gibi bir sorun da var. Avrupa Birliği’nin asıl güçlü olduğu, asıl yararımıza olacağı konuların bile farkına varmadan çok daha zayıf olduğu noktalarda çok daha güçlü sanmak yanlış tabi.

Bütün bu sorunlar maalesef hem eğitim sisteminin genel yapısının zayıflık göstermesi hem de içerik olarak AB konularının yeterince bilinmemesi ve anlatılmasının da biraz zor konular olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’de Avrupa Birliği’nin algılanma biçimi ve bu algılama sonucunda seçmen siyasetçi ilişkisinde çok derin sorunlar yaşanmakta.

E.A.: Peki sizce bu durum nasıl değiştirilebilir?

B.K.: Öncelikle mevcut siyasi sistem içinde irade gerekiyor. Bir de partiler üstü uzlaşma gerekli. Bu önemli bir iletişim konusudur, topluma doğru anlatmalıyız. İkincisi eğitim reformu, Avrupa Birliği’nden de bağımsız olarak çağdaş bir eğitim reformu gerekiyor. Üçüncü olarak ise bir eylem planı gerekli. Burada birçok projenin devreye girmesine ihtiyaç var. Avrupa Birliği’ni AB-Türkiye ilişkilerinden bağımsız olarak iyi anlatmak ve buna bağlı olarak küresel gelişmeleri doğru anlatmak gerekiyor. Bütün bunlar çok değişik seviyelerde yapılabilir. Ev hanımları için olan programlardan tutalım da eğlence programlarına, müzik programlarına kadar hepsinde değişik dozlarda dolaylı olarak, programların doğasıyla çatışmayacak şekilde Avrupa Birliği boyutu güçlendirilebilir. Toplum içinde kamuoyunu etkileyen pop kültüre ait birçok insanın bu konuda daha duyarlı ve eğitimli hale gelmesi sağlanabilir. Bunun yanısıra yerel medya da dahil olmak üzere medyanın eğitilmesi gerekir.

E.A.:Medyayı nerde görüyorsunuz bu noktada?

B.K.: Medya konusunda da bir sorun var tabi ki. Avrupa Birliği konularını yansıtmakta zaman zaman medyada sorunlar görülüyor. Özellikle haberlerin içeriğinden ziyade manşetlerin oynadığı olumsuz bir rol var. Dolayısıyla medyanın da çok iyi eğitilmesi gerekiyor ve bunun da ötesinde belli bir etik gerekiyor. Her türlü görüş savunulabilir ama köşeyazarı bile olsa Avrupa Birliği’ni mucizevi, her konunun ilacı, ulvi bir taraf gibi gösteren ya da her türlü bilgiyi çarpıtarak yanlış genellemeler yoluyla yanlış karşılaştırmaları kullanarak topluma yanlış bilgiler sunan kişilerin köşe yazısı yazmasına da müdahale etmek gerekiyor. Çünkü burda bir etik yaklaşım söz konusu. Bu konuda biraz daha duyarlı olmak gerek. Düşünce özgürlüğü ayrı, topluma bile bile sistematik yalan söylemek ayrı bir şey. Böyle bir konu gündeme geldiğinde tabi ki herşey söylenebilir ama bunların yanlış olduğunu söyleyebilecek bir yanıt mekanizmasına da ihtiyaç var yoksa her söylenen yalan ortada kalmamalı, internette dolaşmamalı. Toplumsal bir çıkar söz konusu olduğundan bu adam çok doğru yazmış diye son derece yüzeysel genellemelerle toplumun yanlış yönlendirilmesinin karşısına geçmek gerekir. Konuyu doğru anlayamazsak artıları ve eksileriyle doğru yönlendiremeyiz siyaseti seçmenler olarak.

E.A.: Konunun hükümet ya da muhalefet açısından siyasal iletişim boyutuna bakacak olursak nasıl bir değerlendirme yaparsınız.  Kasım 2006’da Fransa ile yaşanan olaylardan sonra Avrupa Birliği ile beklenen tren kazası gerçekleşmiştir diye bir açıklama yapıldı bir yetkili tarafından. Bu tür açıklamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Siyasette olur böyle laflar ama dikkatli olmak ve bedeline bakmak gerekir. Bir bakıyorsunuz siyasette en üst düzeydeki insanlar çıkıp, üstelik Atatürk’e de atıfta bulunarak, demokrasi ve laikliği koruma adına konuşurken Avrupa Birliği’ni yerden yere vuran veya karalayıcı benzetmeler ve karşılaştırmalar yapıyorlar. Bu büyük bir çelişki. Cumhuriyet ülküsü ile AB hedefleri arasında çok önemli bir bağ var. Ama doğru tanımlanmış bir AB, abartılmadan artıları ve eksileriyle. Burada biraz Osmanlı İmparatorluğu yaklaşımı görüyoruz, ittihatçı yaklaşımı, Enver Paşacı, ittihatçı-milliyetçiliği. Halbuki Atatürk milliyetçiliği çok farklı. Batıyla savaştığı dönemde bile bir kere bir Batı toplumu kurmanın Batı dünyası içinde güçlü olmanın yolarını arıyor. İttifakını o yönde kuruyor ve toplumu o yönde dönüştürüyor. Sorunu hemen çözemezse zamana yayıyor ve daha güçlü olacağı zamanı bekliyor. Lozan’la çözemiyorsa Hatay’ı, Boğazlar’ı daha sonraya bırakıyor ama yine de fırsatını kolluyor ve bu arada ülkeyi güçlendiriyor. Savaşın en zor anında bile somut konulardan hiç kopmuyor. Eğitim kongresinde kadın hakları üzerine gidebiliyor. Ama Türkiye’de bakıyorsunuz tartışmada bu kadar önemli sorun varken iktidar ve özellikle muhalefet somut konular üzerine odaklanmak yerine kendi başına önemli olabilecek ama geleceği daha az belirleyecek olan konuları münhasır konular haline getiriyorlar. Gerçeklerden ve sorumluluklardan kaçıyorlar aslında vatana ihanet ediyorlar.

E.A.: Bu aşamada ciddi bir strateji sorunundan bahsediyorsunuz. Bilindiği kadarıyla sosyal demokratlar Türkiye’nin AB üyeliğini en fazla destekleyen grup Avrupa Parlamentosu içinde. Fakat hükümetten ya da muhalefetten kendilerine yaklaşılmadığı yönünde eleştiriler yöneltiyorlar zaman zaman. Bu konuda ne yapılması gerek sizce?

B.K.: Burada toplumun genelinin yapması gerekenlerden söz etmek gerek. Yatay entegrasyon kanallarının iyi işlemesi gerekiyor. Toplumun her kesimi dünyadaki kendi muadilleriyle doğrudan ilişkilerini geliştirmeli. Bu sadece devletler arası ilişkiler değil, toplumlar arası ilişkiler söz konusu. Biz TÜSİAD ve TİSK olarak Avrupa Özel Sektörler Konfederasyonu’nun üyesiyiz, sendikalar Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun üyesi. Bunun gibi çalışmalar yapılmalı.  Siyasi partilerinde aynı şekilde Avrupa’daki ailelerin arasında yer alması gerekir. Bir aralar SHP, sonra CHP Avrupa Sosyal Demokratları arasında, ANAP ise liberaller arasında çok etkindi. AK Parti bir muhafazakar gruba kendini kabul ettirme çalışmaları içinde fakat çok büyük bir eksik var. Bu eksik telafi edilmediğin maalesef ilerlemek çok zor. Avrupa Birliği sadece devletler temelinde işleyen bir mekanizma değil, çok sesli bir yapı.  Çok sesliliğe çok sesli bir şekilde uyum sağlamak gerekiyor. Türkiye’de zaman zaman söylenen tek ses olalım yaklaşımı çok yanlıştır. Buna göre de yapılanma gerekir. Dolayısıyla bu noktada da bir iletişim sorunu var. Aslında bir mevcudiyet sorunu var iletişimden önce.

E.A.: Lobicilik açısından bakıldığında Türkiye’deki kurumların temsili ne düzeyde AB kurumları nezdinde?

B.K.: Özel sektör Eurochambers üyesi ve bu tür çalışmalara giderek daha fazla önem veriyorlar. TÜGİAD,  Yes for Europe üyesi. TÜBİTAK’ın önderliğinde kurulan TURBO var. Bunun gibi birkaç kurum daha mevcut ama daha fazla olması ve bunun teşvik edilmesi gerekiyor. Mevcudiyet ve mevcudiyetin üzerine etkin olmak gerekiyor. Ama mevcut olamazsanız zaten birşey yapamıyorsunuz.

E.A.: AB’ye giriş sürecinde özel sektörün avantajları neler olacak sizce?

B.K.: Özel sektör açısından avantajlar aslında başladı bile Gümrük Birliği’yle birlikte. Bu daha da devam edecek. Siyasi istikrar, küresel rekabette daha büyük bir pazarın parçası olmak, dış rekabete karşı daha güçlü bir yapının içinde yer almak. Bu sadece pazara ulaşım veya dış ticaret politikası açısından önemli değil, araştırma geliştirme çalışmaları, patent, rekabet hukuku, çevre gibi birçok alandan tutun personel yönetiminden, muhasebeden, çevre standartlarına, tüketici haklarına kadar birçok konuda daha büyük bir alanda yer almak anlamına geliyor. Çünkü küresel rekabet artık bunu gerektiriyor. Türkiye ölçeği çok küçük, Fransa ölçeği çok küçük daha geniş bir alanda, iyi işleyen bir pazara üye olmak gerekiyor. daha iyi işleyen bir pazr gerektiriyor. Ülkenin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olması özelliğini pekiştiren ve Türkiye’yi daha güçlü kılan her türlü gelişim özel sektörden destek bulur.

E.A.: Olumsuzluklar açısından bakacak olursak hangi sektörler daha fazla etkilenecek üyelik sürecinden?

B.K.: Olumsuzluklar her zaman var. Şimdiye kadar yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki sektörüne göre bir olumsuzluk yok. Her sektörde, her coğrafi konumda ve ölçekte firmaların AB sürecinden olumlu ve olumsuz etkilendiğini görüyoruz. Peki farkı belirleyen nedir diye soracak olursak bunun bilgiyi iyi görenler ile göremeyenler olduğunu görürüz. Farkı bilgiyi iyi kullananlar ile kullanamayanlar belirliyor.

E.A.: Bu aşamada devreye biraz da araştırmalar giriyor. Türkiye’de Avrupa Birliği ile ilgili yapılan araştırmaların artmaya başladığı görülüyor. Sizce bu çalışmalar hangi yönde yoğunlaşmalı?

B.K.: Artık Türkiye-AB ikili ilişkileri boyutunu aşmak gerekiyor. Avrupa’nın sorunları ve Türkiye’nin sorunları aslında küresel sorunlar. Avrupa’da enerji politikaları, ulaştırma altyapıları, Avrupa vatandaşlığı gibi konulara bakmak gerekiyor. Kısacası ikili ilişkiler mantığının ötesine geçmemiz gerek.

E.A.: Son olarak, Avrupa Birliği’nin içinde yer alacak bir Türkiye’yi nasıl konumlandırırsınız?

B.K.: Tabi çok farklı bir Türkiye olacak yarının Türkiye’si. Bugüne göre daha güçlenmiş bir demokrasi, ekonomi ve toplumsal yapı olacak. Kadın haklarıyla, tüketici haklarıyla çok daha farklı bir Türkiye olacak. Uluslararası boyutta bakıldığında Asya Pasifik bölgelerinin yükselişi, ortak pazara doğru gidişat, enerjinin iyice belirleyici hale geldiği bir dönem olacak. Uluslararası güvenlik sorunlarıyla iç güvenlik sorunlarının iyice birbirine girdiği bir dönem olacak. Daha düzleşen bir dünya olacak birçok açıdan baktığımızda hem artıları hem eksileriyle. Malların, hizmetlerin, insanların, fikirlerin düşüncelerin daha hızlı dolaştığı gibi biyolojik veya enformatik virüslerin terörün ve dezenformasyonun da daha hızlı dolaştığı bir dünya .

Böyle bir ortamda Avrupa Birliği’nin ne olacağı da çok önemli. Bugüne göre ekonomik rekabet gücü daha üstün, sosyal atmosferi daha iyimserleşmiş, kurumsal reformu mutlaka yapmış bir Avrupa.  Avrupa Birliği’nin mevcut kurumsal yapıyla kesinlikle genişlemesi mümkün görünmüyor. Aynı zamanda siyasal açıdan geliştirmiş bir Avrupa Birliği olması gerekiyor. Bunlar da bizim koşullarımız Avrupa Birliği’ne aslında. O zaman işte denklemin üç eklemi birbirini daha doğru bir noktada buluyor. Türkiye daha iyi bir Avrupa Birliği’ne daha geniş bir Avrupa Birliği’ni meşru kılan bir küresel ortamda üye olabilir ancak.

Görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

 

 Avrupa Birliği 2007-2013 Dönemi Mali Perspektifi  

Avrupa Birliği 2007-2013 döneminde, AB üyesi ülkelerin milli gelirlerinin %1,045’ine karşılık gelen toplam 862,363 milyar euro’luk bütçe öngörülmüştür. Önceki dönemlerde olduğu gibi sosyal güvenlik, hukuk ve düzen ve eğitim harcamaları toplam bütçe içinde düşük bir paya sahiptir.

AB üyesi her ülke bütçeye katkıda bulunurken aynı zamanda bütçeden pay almaktadır. Her ülke gelir düzeyi ve tarım ürünleri ithalatı ölçüsünde bütçeye para aktarırken tarımsal üretimi ölçüsünde de bütçeden para almaktadır.  

AB’nin 2013 mali hedefi küresel rekabette ileri gitmek ve sürdürülebilir büyüme trendini kalıcı bir şekilde yakalamayı hedeflemektedir. Bir diğer ifadeyle, AB küresel rekabet gücünü artırmak, Avrupa ekonomisini daha sağlam temellere oturtmak, yeni ve nitelikli istihdam olanakları yaratmak, AB yurttaşı kavramını geliştirmek ve AB’nin küresel rolünü artırmak hedefler arasındadır.  

Bu hedefler doğrultusunda 2007-2013 dönemi için oluşturulan yeni mali perspektif çerçevesinde harcama kalemlerinde değişiklikler yapılarak harcama kategorilerin sayısı beşe indirilmiştir. Bunun sistemi daha esnek bir hale getireceği ve kaynakların daha etkin kullanımına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Yeni belirlenen harcama kategorileri “büyüme ve istihdam için rekabet edebilirlik” ve “büyüme ve istihdam için uyum” bölümleri altında ele alınan sürdürülebilir kalkınma, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir yönetimi, vatandaşlık, özgürlük, güvenlik ve adalet, küresel bir partner olarak Avrupa Birliği ve idari harcamalar olarak belirlenmiştir.  

Sürdürülebilir kalkınma için 2013 yılına kadar öngörülen toplam bütçe 379, 739 milyar Euro olarak belirlenmiştir. Doğal kaynakların korunması ve yönetimi için ayrılan bütçe 371,610 milyar Euro’dur. Bu kategoriler içinde vatandaşlık için 3,640 milyar Euro, özgürlük, güvenlik ve adalet için ise 6,330 milyar Euro ayrılmıştır. Küresel bir partner olarak Avrupa Birliği başlığı, katılım öncesi araçlar, Avrupa Kalkınma Fonu’nun AB bütçesine dahil edilmesi ve acil yardım ve kredi garantileri için ayrılmış mevcut rezervler de dahil tüm dış faaliyetleri içermektedir. Bu başlık için toplam harcama 50,01 milyar Euro olarak kararlaştırılmıştır.  

İdari harcamalar başlığı altında ise Komisyon, emekliler ve Avrupa okulları dışındaki kurumların harcamalarını ele almaktadır. Avrupa Komisyonu’nun idari harcamaları da artık doğrudan operasyonel faaliyetler altında yer alacaktır. Bu başlık altında 2013 yılına kadar toplam harcamanın 50,3 milyar euro olması öngörülmüştür.  

Üye sayısı 27’ye çıkan ve yeni üyelerin gelir düzeyleri eski üyelerinkinin oldukça altında olan bir Avrupa’da Lizbon Stratejisi çerçevesinde rekabetçi bir ekonomik ortam, istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme ortamı yakalayabilmek için AB bütçesinden AR-GE (araştırma-geliştirme) çalışmalarına daha fazla pay ayrılmasına karar verilmiştir.  

2007-2013 arası tespit edilen toplam bütçenin yaklaşık 45%’i AB ekonomisini daha rekabetçi yapan ve daha hızlı büyüyen bir ekonomi yapmak için harcanırken aynı oranda bir miktar da tarım sektörü için ayrılmış bulunmaktadır.  

Tarım AB’de ekonomik ve sosyal yapı açısından özel bir yere sahiptir. Topluluğu kuran Roma Antlaşması’nın imzalanmasından günümüze kadar tarım konusu temel politika alanı olmuştur. Bu politika alanı; tarımsal verimliliği ve tarım üreticilerinin yaşam standardını yükseltmek, tarımsal ürün piyasalarında istikrara ulaşturmak, tüketicilerin düzenli gıda arzını garanti etmek ve tarım ürünlerinin tüketicilere uygun fiyatlardan arzını sağlamak amaçlarına sahiptir.  Ortak bir politika olduğu için ortak bütçeden üye ülkelerin katkıları ile sübvanse edilmektedir. Bazı uzman ve siyasetçilere göre Lizbon Stratejisi çerçevesinde 2010 yılına kadar rekabetçi ve dinamik bir toplum olmayı hedeflemiş bir Avrupa için, bütçe gelirlerinin yarısının artık fazla desteğe ihtiyacı olmayan yanlış bir alana aktarılması asıl gelişmesi gereken alanların finansmanını zorlaştırmakta ve AB’yi hedeflerine ulaşma konusunda sıkıntıya sokmaktadır.    

Bu çalışmada kulanılan rakamsal veriler Avrupa Komis yonu Bütçe Genel Müdürlüğü’nün resmi web sayfasından alınmıştır.

  

Sıkça Sorulan Sorular: Kırsal Kalkınma Hibe Prog.

GüncelHaber: Fon Kaynakları

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Hibe Programı (KKYDP) Ekonomik Yatırımlarla İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP), Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü tarafından 2006-2010 Ulusal Tarım Stratejisi kapsamında kırsal alanda ekonomik ve sosyal gelişmeyi sağlamak amacıyla 5 yıl süreyle uygulanacak bir hibe destek programıdır. 2006 yılında başlayan hibe programı 2010 yılına kadar devam edecektir. Aşağıdaki sıkça sorulan sorular, 14 Şubat 2007’de 3. tebliği resmi gazete yayınlanan hibe programına faydalı olması amacıyla tebliğdeki değişikliklerle birlikte 2006 yılı ekonomik yatırımlarla ilgili sorulardan derlenerek hazırlanmıştır.

Soru 1:   KKYDP kapsamında ekonomik faaliyetlere yönelik yatırım konuları nelerdir?

Cevap 1: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Hibe Programı Ekonomik Yatırımları, tarımsal ürünlerin depolanması, işlenmesi, paketlenmesi ve ambalajlanmasına yönelik yatırım tesislerinin yapımını, bu alanlardaki mevcut faal olan veya olmayan tesislerin kapasite artırımını ve teknoloji yenilemesine yönelik olarak yatırımları; başlamış yarım kalmış veya kısmen yapılmış yatırımların tamamlanmasına yönelik yatırımları,  jeotermal, güneş, rüzgar ve benzeri alternatif enerji kaynakları kullanılan seraların yapımını ve bireysel damlama, yağmurlama, basınçlı sulama projelerini kapsamaktadır.

Soru 2: Ekonomik yatırımlar için bireysel olarak kimler başvurabilir?

Cevap 2: Kırsal kesimde yaşayan, tarımsal üretim yapan veya küçük ölçekli iş alanlarında faaliyet gösteren, bakanlığımızın oluşturduğu çiftçi kayıt sistemine veya diğer kayıt sistemlerine kayıtlı kişiler başvurabilir.

Soru 3: Ekonomik yatırımlar için kimler grup olarak başvurabilir?

Cevap 3: Program illerinde kurulmuş, Tarım Bakanlığı’nın oluşturmuş olduğu çiftçi kayıt sistemi veya diğer kayıt sistemlerine kayıt olmuş olan tüzel kişiler, yani; Şirketler, Vakıflar, Tarımsal amaçlı kooperatif, birlik ve üretici birlikleri başvurabilir.

Soru 4: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıın amaçları nelerdir?

Cevap 4: Kırsal alanda, gelir ve sosyal standartları geliştirmek, altyapıyı iyileştirmek, tarım-Sanayi entegrasyonu sağlamak, gıda güvenliğini güçlendirmek, tarımsal ürünlerin pazarlama ömrünün uzatılması, alternatif gelir kaynakları yaratmak, mevcut kırsal kalkınma çalışmalarının etkinliğini artırmak, katma değer sağlayacak altyapı tesis etmek, mevcut kamu hizmetlerini iyileştirmek, hizmetlere erişimi artırmak, girişimcilik kapasitesi yaratmak, uluslararası kaynakların (özellikle AB fonları)  kullanımı için kapasite oluşturmaktır.

Soru 5: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında hangi nitelikleri taşıyan projeler desteklenmektedir?

Cevap 5: Tabandan yukarıya doğru yaklaşımla katılımcılığı sağlayan, yerel kapasiteyi ve kurumsallaşmayı geliştiren, istihdam yaratma potansiyeli olan, üretici gelirlerini artıran ve çeşitlendiren, kadın ve genç nüfusun eğitim ve girişimcilik düzeyini teşvik eden, geliştiren, uygun kırsal teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaştırılmasını esas alan kırsal altyapının geliştirilmesine ve iyileştirilmesine yönelik projeler desteklenmektedir.

Soru 6: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında projenin tamamlanma süresi nedir?

Cevap 6: Yatırım Projeleri, Hibe Sözleşmesi imzalandıktan sonra en fazla 15 ayda; bu süre içinde kalmak kaydıyla proje sahiplerinin yüklenicilerle yapacağı sözleşmelerden sonra ise en fazla 12 ayda tamamlanacaktır.

Soru 7: Ekonomik faaliyetlere yönelik yatırımlarda katılım oranları nedir?

Cevap 7: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’nda katılımcılık esastır. Yatırımın hibe desteği kapsamındaki tutarının  50%’si Proje Sahibi, 50%’si Hibe Desteği olarak karşılanacaktır. (Bu oranlarda 2007 başvurularında değişiklikler olma olasılığı bulunmaktadır.)

Soru 8: Ekonomik yatırımlar için hibe desteği üst limitleri nelerdir?

Cevap 8: Bireysel başvurular için en fazla 25 000 YTL, Grup ve ortaklık başvuruları için 175 000 YTL’ye kadar hibe desteği verilmektedir. Ancak 2007 başvuruları için hibe destek miktarının yükseltilmesi beklenmektedir.

Soru 9: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programından karşılanacak proje giderleri nelerdir?

Cevap 9: Yalnız yatırım süresi içinde ve projenin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan; inşaat işleri, mal (makine, malzeme ve ekipman) alımı, danışmanlık alımı giderleri karşılanacaktır. 2006 yılı içerisinde uygun maliyetler arasında yer alan proje yönetim giderleri yeni tebliğde (14 Şubat 2007’de Resmi Gazete’de yayınlanmıştır) kaldırılmıştır.

Soru 10: Programdan karşılanmayacak olan giderler nelerdir?

Cevap 10: Her türlü borç ödemeleri, faiz, başka bir kaynaktan finanse edilen harcama ve giderler, kira giderleri, kur farkı giderleri, arazi, arsa ve bina alım giderleri bina yakıt, su, elektrik ve apartman giderleri nakliye giderleri, bankacılık giderleri, denetim giderleri, KDV de dahil iade alınan veya alınacak vergiler, ikinci el mal alım giderleri, kamu personelinden alınan danışmanlık hizmet alım giderleri, eğitim giderleri programdan karşılanmayacak olan giderlerdir.

Soru 11: Hibeden karşılanabilecek inşaat giderlerinin kapsamı nedir?

Cevap 11: Projenin; ayrılmaz bir parçası ve faaliyete geçmesi için kaçınılmaz olan inşaat giderlerini kapsamaktadır. Sadece bir inşaat faaliyetinden ibaret olan inşaat projelerini kapsamamaktadır.

Soru 12: Hibe başvurusunun ekinde inşaat giderlerine ilişkin sunulması gerekli olan belgeler nelerdir?

Cevap 12: İnşaat mimari ve uygulama projeleri, inşaatın yapılma yöntemi, kullanılacak teknolojinin açıklaması, yapım şartnameleri (inşaat işleriyle doğrudan ilgili malzeme, işçilik, makine ekipman kullanım veya iş makinesi giderlerini kapsayan ve gider türü, poz numarası, ölçü birimi, miktar, birim fiyat ve tutar ayrıntılarını da ihtiva eden) uygulama aşamalarını süreleriyle birlikte gösterir bir iş programı” inşaatla ilgili olarak sunulması gerekli olan belgelerdir.

Soru 13: Hibe başvurusunun ekinde mal (makine, ekipman ve malzeme) alım giderlerine ilişkin sunulması gerekli olan belgeler nelerdir?

Cevap 13: Mal (makine, ekipman ve malzeme) ile ilgili teknik bilgileri içeren şartname, kullanım amacı hangi yöntemle alınacağı, satın alma takvimi ekte sunulmalıdır.

Soru 14: Ekonomik yatırımlarda hibeden karşılanacak danışmanlık alım giderlerinin kapsamı nedir?

Cevap 14: Projenin uygulanması ve uygulama süresi içerisinde aşağıda belirtilen pozisyonlar hibeden karşılanabilecek danışmanlık giderleri kapsamındadır.

- Proje sorumlusu (müdürü)

- İnşaat işlerinde proje kontrolörü

- Teknik proje sorumlusu

- Mali işler sorumlusu

- Gerek duyulan diğer elemanlar (sekreter, şoför, hizmetli gibi destek elemanları hariç)

Danışmanlık hizmeti, bireysel danışmanlık, danışman firmalar ve yerel sivil toplum kuruluşlarından alınacaktır.

Soru 15: Ekonomik yatırımlarda danışmanlık hizmetleri tutarının proje toplam tutarına oranı ne olacaktır?

Cevap 15: Yerel STK’lar vasıtasıyla temin edilirse, hibeye esas proje toplam tutarının % 8’ini, bireysel danışmanlar veya özel danışmanlık firmaları vasıtasıyla temin edilirse, hibeye esas proje toplam tutarının % 4’ünü geçemeyecektir.

Soru 16: Ekonomik yatırım başvuruları için grup başvurularında şirket ve kooperatiflerin hazırlaması gerekli belgeler nelerdir?

Cevap 16: KKYD Programı Başvuru Formuna ve içeriğine uygun olarak, tam ve eksiksiz olarak hazırlanmış olan proje başvurusu (Bütçe Formu ve Ekleri, Gider Gerekçeleri, Finansman Kaynakları, Tahmini İş Takvimi, Projenin Özeti, İşletme Planı eklerini içeren), Çiftçi Kayıt Belgesi, Yatırım Yerinin Sahiplik Belgesi veya Kira Sözleşmesi, Yatırıma Başvuru İçin Yetkili Kurul Kararı, Başvuru Sahibinin Yetkilendirme Kararı ve İmza Sirküleri, Yıllık Hesaplar (kar-zarar tablosu, bilanço; son 3 yıllık, yeni şirketlerde ise ortakların), Teknik ve İdari Şartname ile Projeler (mimari ve uygulama projesi), Keşif Özeti (malzeme-metraj ve keşif listesi ile maliyet tahmini), Danışmanlık İçin Görev Tanımları (gerekçesi, maliyeti, süresi vb.), Teknik, mali ve ekonomik fizibilite raporları, Tarımsal kredi borcu olup olmadığına dair belge.

Soru 17: Grup başvurularında son 3 yıllık bilanço istenmektedir. Yeni kurulmuş kooperatiflerde, birliktelerde uygulama nasıl olmaktadır?

Cevap 17: Yeni kurulmuş şirketlerin ortaklarına ait yıllık hesaplarının, destekleyici belgeler olarak hibe başvurusu ekinde yer alması gerekir.

Soru 18: Tarımsal kredi borcu olmadığına dair yazının  hangi kuruluştan alınması gerekmektedir?

Cevap 18: Tarımsal kredi borcu bulunmadğına dair belge T.C. Ziraat Bankası ilgili şubesi ile T. Tarım Kredi Kooperatifinden alınması gerekmektedir.

Soru 19: Proje sahibi % 50 öz kaynak katkısını özel bankalardan kredi kullanarak karşılayabilir mi?

Cevap 19: Yapılacak tesis ve makina üzerinde herhangi bir ipotek konulmaması kaydı ile kullanılabilir.

Soru 20: Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında Biodizel yakıt üretme tesisi projesi hibe desteğinden yararlanabilir mi?

Cevap 20: Biodizel üretimi ve satımı ile ilgili yasal izinleri almak kaydı ile biodizel üretimi ile ilgili hibe başvuru teklifleri program kapsamında yer almaktadır.

Soru 21: Seraların yapımında kullanılacak cam,demir ve plastik girdiler için hibe verile bilirmi?

Cevap 21: Sera inşaatı için gerekli tüm girdiler hibe desteği kapsamındadır.

Soru 22: Projelerin Değerlendirmeye Alınma Kriterleri Nelerdir?

Cevap 22: Projenin istihdam yaratma etkileri, kırsal alanda yaşayanların projeden etkileme oranı, çevre ve doğal kaynakların korunması, proje konusu gerçekleştirildikten sonra sürdürülebilir olması, kırsal toplumun güçlendirilmesi, gelecekte benzeri projeleri hazırlama kapasitesinin (özellikle Avrupa Birliği fonları için) yaratılması

Soru 23: Projeler nasıl değerlendirilecektir?

Yerel ve merkezi düzeyde ayrı uygunluk ve yeterlilik kriterleri açısından değerlendirilecektir. Değerlendirme kriterleri, ilgili Tebliğ ve yayımlanacak uygulama rehberinde ayrıntılı olarak potansiyel proje sahiplerine verilecektir.

Cevap 23: Ekonomik yatırımlar için proje ön değerlendirme kriterleri nelerledir?

Başvuru sahibinin niteliği, yatırım yerinin karakteristiği, yaratacağı istihdam sayısı, yatırımın büyüklüğü, yatırım yapılacak yerdeki tarımsal üretimle ilişkisi, Bakanlık politikaları ile uyumu

Soru 24: Genel değerlendirme kriterleri nelerdir?

Cevap 24: Projenin uygulandığı dönem boyunca faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gerekirse projenin finansmanını sağlayacak istikrarlı ve yeterli mali kaynaklara sahip olmaları, Teklif edilen projeyi başarıyla tamamlayabilmek için gereken profesyonel yeterliliklere sahip olmaları,  varsa ortaklık yapısı

Soru 25: Değerlendirme nihai kararı nasıl alınır?

Cevap 25: Programın finansmanı için tahsis edilmiş ödenek tutarının, ekonomik faaliyetler ve altyapı rehabilitasyonuna kullandırılacak oran ve/veya tutarın Bakanlık tarafından belirlenmesinden sonra, başvuru sayısına ve proje için tahsis edilmiş bütçe kaynaklarına bağlı olarak, merkez değerlendirme komisyonu tarafından iller ve konu başlıkları açısından bir denge oluşturmak amacıyla nihai karar alınır.

Projelerin parçası olan ekipmanların mülkiyeti konusundaki uygulama nedir?

Proje sahibi, Hibe Sözleşmesi kapsamında sağlanmış tesis, makine, ekipman, teçhizat ve diğer malzemelerin mülkiyeti ve amacını proje (yatırımın) bitiminden 5 (beş) sene sonrasına kadar değiştiremeyecektir. Bu husus ruhsat veya diğer mülkiyet belgesine şerh edilecektir.

Daha Önceki Kırsal Kalkınma Programları’na yapılan başvurularda tespit edilen genel hatalar ve ret sebepleri nelerdir?

Proje başvuru sahiplerinin Bakanlık tarafından oluşturulan çiftçi kayıt sistemi veya diğer kayıt sistemlerine kayıtlı olmaması, Proje başvuru sahiplerinin yatırımın gerçekleştirileceği illerde yerleşik olmaması, Proje başvuru ortaklarının yönetmelikte belirtilen nitelikleri sağlamaması

Proje başvurusu yapılan yatırım konusunun uygunsuzluğu, Proje başvurusu yapılan yatırımın hibeye esas tutarının belirlenmiş tutardan fazla olması, Proje başvurusu yapılan yatırımın hibeye esas tutarının içerisinde hibe desteği kaynaklarından karşılanmayacak giderlerin bulunması, Proje başvurusu yapılan yatırım bütçesinde hibe desteği oranlarının farklı oranlarda talep edilmesi. 

Kaynak: T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü

 

AB'den Hibe Alan KOBİ'ye Yapı Kredi'den Ek Destek

Yapı Kredi Bankası, VIP statüsüne aldığı KOBİ'lerin Avrupa Yerel Kalkınma Projesi'nin hibe fonlarından yararlanmaları için verdiği finansman desteğini Karadeniz Bölgesi'nde sürdürüyor. >>>haberin devamı

 

AB'den Türkiye'ye 2 Milyar Euroluk Köprü Kurulacak

AB Genel Sekreterliği Ekonomik ve Mali Konular Daire Başkanı İnci Ataç Rösch, Türkiye’nin AB müktesebatına uyum kapsamında gerçekleştireceği çalışmalar için 2010 yılına kadar 2 milyar euroluk kaynak ayrıldığını açıkladı. >>>haberin devamı

 

Teşvikli 49 ilde İşletmelere 30 Bin Euroluk AB Kredisi

2004'ten bu yana üç ilde uygulanan SELP Programı'nda ikinci aşamaya geçiliyor. 49 ile yaygınlaştırılacak projeyle sektör ayrımı olmaksızın işletmelere 4 yıl vadeli kredi verilecek.>>>haberin devamı

 

 

Duyurular

 

 İnsan Kaynakları

[http://www.a-r-f.co.uk/tr/duyurular/altduyuru.htm]

 
[http://www.a-r-f.co.uk/tr/duyurular/altproje.htm]
 © Arf Proje Üretim ve Yönetim Merkezi, 2007

Bu sayfayı doğru görtülüyemiyorsanız tıklayınız. Bu eposta listesinden çıkmak için lütfen bulten@a-r-f.co.uk adresine eposta gönderiniz.